-Gizle-
-Gizle-

Yeni Konu Gönder Yeni Yorum Gönder
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 2 Oy - Ortalama: 4.5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
NE ZALİM OL NEDE MAZLUM
25.08.2013, 12:25
Yorum: #1
NE ZALİM OL NEDE MAZLUM
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem
Gerçeklerin güneş misali apaçık gözler önünde olduğu bir anda güneşi de, aydınlığı da anlatmanın, gören gözler, hisseden vicdanlar için anlamının olmadığı bir zamanda...
Ama insan yine de yazmalı ve anlatmalı, görmeyen gözler, işitmeyen kulaklar, konuşmayan diller için bir kez daha yazmalı ki, vicdanlarını ruhlarının karanlık dehlizlerine hapsetmiş olanlar için son bir ümid olsun diye...
1. Körfez savaşında alışmaya başlamıştık film seyreder gibi insanların gerçekten katledilişini izlemeye.
Sonra, Bosna’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve Mısır’da. Zulmün kol gezdiği bu yerlerde yüzler, binler, on binler ve yüz binler katledilirken aslında yapılan bir başka katliam daha vardı. Olağanlaştırma, vicdanları köreltme ve hissizleştirme katliamıdır bunun adı.
Ekranların başında vicdanları öldürülen milyonlarca insan...
Nasıl mı?
Akşam evinize gittiğinizde yemeğinizi yerken izlediğiniz televizyonda, alttan geçen “Irak’ta bir bombalı saldırıda ölen yüzlerce insan” haberine artık bir tepki veremiyorsak, istenen yapılmış, vicdanlara ölü toprağı serpilmiş bir toplum haline getirilmişiz demektir.
Bugün İslam coğrafyasında yaşanan insanlık dışı hadisler ve çaresizlik hissi, dünün Ortaçağ Avrupası’nı hatırlara getiriyor.
İslam coğrafyası kan ağlıyor...
Avrupa’dan beklenen medet, bir kurttan ağzındaki kuzuya merhamet etmesini beklemekten öteye geçmiyor. Ortaçağ Avrupa’sında kendi halkına gösterdiği zulmü bugün İslam coğrafyasındaki ülkeler kendi insanına yapmaktadır. Yani bugünün İslam coğrafyası dünün Ortaçağ Avrupa’sını yaşamaktadır.

Kur’an-ı Kerim’in Âli İmrân suresinin 103. Ayetinde; “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin”uyarısı sanki yapılmamışçasına bugün yüzlerce fırkaya bölünmüş Müslümanlar, başsız olmanın verdiği bir boşlukla da oradan oraya savrulmaktadırlar.

Müslümanların “Müslüman” kimliğinden uzaklaştırılma gayretlerinin mahsulünü en geniş bir şekilde verdiği ve merhum Mehmed Akif’in “Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta”dediği bir zamanın yaşandığı günümüzde, yine merhumun kaleme aldığı gibi “Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!” sözünü ispatlarcasına bugün Müslümanlar adeta birbirlerini yemektedirler.

Günümüzde, birliktelikleri ile dünyaya yön veren ve hükmeden Avrupa insanı, uzak değil daha düne kadar birbirlerini yok etme çabası içerisindeydiler. Sadece 2. Dünya savışında Avrupa, 40 milyon sivil ve 16 milyon askerini bu bölünmüşlüğe kayıp vermişti.

Avrupa kıtası, var olabilme adına tek çıkış yolunun birliktelikten geçtiğini geç te olsa öğrenerek, bugün bu hedefi gerçekleştirmenin getirdiği güç ile dünya siyasetine yön vermektedir.

Bu birlikteliğin öyle birbirlerini sevdikleri için sağlandığı zannedilmesin. Protestan, Katolik, Ortodoks’luk ve milliyetçilik gibi birçok ayrılık noktaları bugün çıkarlar doğrultusunda görmezden geliniyor. İçlerini karıştıran bir unsur da olmayınca düşman kıskandıracak bir birliktelik görüntüsü ortaya çıkıyor. Ancak “Öküz öldü ortaklık bozuldu” sözü bu tablonun sonunu özetlemektedir.

Avrupa’nın ilimden ve medeniyetten uzak, Ortaçağın karanlık yüzünde yaşadığı bir zamanda, İslam coğrafyası, medeniyetin, astronominin, matematiğin ve tıbbın zirvesine ulaşmakta ve bugünkü gelişmişliğin temellerini atmaktaydı.

Bugün yaşadığımız tüm sıkıntılar işte bu birliktelikten, ilimden ve gerçek İslam’dan uzaklaşmanın bir sonucudur.

Unutulmaması gereken bir husus daha var ki, o da İslam coğrafyasının içine sürekli fitne tohumlarının atılarak Müslümanların birbirlerine düşman hale getirilmesi ve böylece asırlarca gücü ve bilimi elinde tutan bir neslin kendi değerlerinden uzaklaştırılması, geçmişine düşman edilmesi ve bugünün köleleri haline getirilmesidir.

İslam coğrafyasının içine düştüğü bu bataktan çıkmasının tek bir yolu vardır; o da uzun bir süre önce kaybettiği birlikteliğini bir an önce sağlamaktır. Bunun adımları zamanında atılmaya çalışılmış fakat bu birlikteliğin kendi dünya hükümranlıklarının ve zulümlerinin sonu olacağını bilen ülkeler tarafından sekteye uğratılmıştı.

Bugün yine aynı oyunlar oynanmakta ve asırlarca uğraşılarak ve içine fitneler sokularak bir türlü rahat bırakılmayan Türkiye’nin, on yıl gibi oldukça kısa bir zaman diliminde neleri başarabileceğini görenler Türkiye’yi yine hasta yatağına yatırmak için gece gündüz çalışmaktadırlar.

Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Bosna’da, Myanmar’da ve Afganistan’da yüzbinlerce insanın dünyanın gözü önünde katledildiği zaman insan haklarından bahsetmeyenler, bu bir insanlık suçudur diyemeyenler, Türkiye’yi de aynı duruma düşürmeye çalışmaktadırlar.

Üç milyon Hristiyan’ı Brezilya’da bir araya toplayabilen bir gücün farkında olanlar elbette İslam âleminin başsız kalması için ellerinden geleni yapacaklardır.

Her millet, her toplum ve her insan, fıtratının ve karakterinin gereğini yapar...

Burada asıl düşündüren ve vicdanları yaralayan husus, değerlerinden uzaklaştırılmış ve kuru bir Avrupa hayranlığı ile akılları tutulmuş kişilerin “Kraldan Kralcı” bir tavır ve tutum içinde olmasıdır. Daha da vahimi, bu hayranlıklarını geçmişlerine düşmanlık besleyip, tarihlerini inkâr ederek daha da pekiştirmeye çalışmalarıdır ki, bu durum hem üzüntü vermekte hem de yozlaşmanın boyutunu ortaya koymaktadır.

Bu tür kişiler, “Entelektüel” olma adına İngiltere’yi “Great Britain” olarak görme arzularını, “Kralımız çok yaşa!” sloganı ile İngiltere veliaht prensinin bebeğine “sadakatlerini” birinci elden ileterek dile getirmekte, bununla birlikte, Osmanlı’yı “işgalci”, Abdulhamid’i “kızıl sultan”, halifeliği de “Bid’at” bir kurum ilan etmekten de geri durmamaktadırlar.

Söylenecek, anlatılacak daha çok şey var lâkin yazımı merhum Mehmed Akif’in tefekkür ettiren o derin şiiriyle taçlandırmak yerinde olacaktır;
Bu arada,
Neden mi 1300?
Suriye’de bir günde öldürülen masum insanlar desem, ya da Mısır’da, ya da Myanmar’da...
Vicdanınız fark eder mi?
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;

MAZLUMUN ZALİMDEN ÖCÜNÜ ALACAĞI GÜN,ŞÜPHESİZ ZALİMİN ZÜLMETTİĞİ GÜNDEN DAHA ÇETİN OLACAKTIR.
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu Gönder Yeni Yorum Gönder


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi